• Ana Sayfa
  • Yardım
  • Ara
  • Giriş Yap
  • Kayıt
  İletileri Göster
Sayfa: 1 2 3 4 [5] 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 ... 81
61  Medya / Madencilik Videoları ve Animasyonları / Mermer ve Taş Ocakçılığı Hakkında Meclis Konuşması : Eylül 28, 2014, 04:09:32 ÖS
Mermer ve Taş Ocakçılığı Hakkında Meclis Konuşması - İlhan Demiröz - TBMM - 22.07.2014

22.07.2014 TBMM'de Taş, Maden, Mermer ve Kum ocaklarının neden oldukları sorunlar hk. konuşmam
62  Medya / Madencilik Videoları ve Animasyonları / ELEMENTLER VİDEOSU - CEZA : Eylül 28, 2014, 03:39:46 ÖS
CEZA DAN ELEMENTLERİ RAP TARZINDA SAYDIĞI BİR VİDEO ..

Ceza - Elementler 2014 (The Elements)
63  MADENLERDE İŞ GÜVENLİĞİ VE İŞÇİ SAĞLIĞI / Sektörden Güncel Gelişmeler / Mermer Sektöründe Risk Analizleri ve Performans Değerlendirmesi : Haziran 15, 2014, 08:03:51 ÖS


Mermer Sektöründe Risk Analizleri ve Performans Değerlendirmesi

KOBİ’ler için İş Sağlığı
ve Güvenliği Yönetim Rehberi:
Risk Değerlendirmesi,
İSG Performans İzleme
ve Sağlık Tehlikeleri

http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/ShowProperty/WLP%20Repository/isggm/dosyalar/isgip_maden_2
64  Haberler / Madencilik Haberleri / Mühendislik ve mimarlık gibi mesleklerin itibarı mı düşüyor? : Haziran 15, 2014, 07:22:56 ÖS
GÜLİZAR BAKİ
15 Haziran 2014, Pazar
ZAMAN GAZETESİ



Yasalar gereği bazı şirketlerin ilgili mühendisi bünyesinde bulundurması gerekiyor. İşte bu gereklilik için mühendis çalıştırılıyor ama “al maaşını salla başını” mantığıyla. Mühendislere bir dokunduk bin ah işittik. Mühendislik ve mimarlık gibi mesleklerin itibarı mı düşüyor?

Soma’da madenden ilk çıkan işçilerden birinin sözlerini duymuş, hepimizin yürekleri parçalanmıştı; “Aşağıda mühendisler de var.” Mühendislerin aşağıda olduğu bilgisi sayesinde yardımın daha çabuk geleceğini düşünüyordu can havliyle. Soma faciasının neresinden tutsanız bir mağduriyet, bir başıboşluk ve sorun karşınıza çıkıyor. Sadece işçiler mi sistemin mağdur ettiği? Konuştuğumuz her mühendisten, mimardan bin ah işitiyoruz. 750 lira maaşla çalışan gıda mühendisleri, diplomasını bir sürü şirkete verip evde oturan çevre mühendisleri, yukarıdan gelen her şeyi imzalayacaksan başla denen şehir planlamacılar, işi patronun hayalindeki projeyi kâğıda aktarmak olan mimarlar, piyasada çok işsiz var diye üç kuruşa çalıştırılan ama tüm sorumluluk üzerinde olan maden mühendisleri… Ne özel sektörde ne de kamuda mühendisliğin itibarı yok dersek yanılmış olmayız. Özel sektörde işsiz mühendisin çok olması, kamuda ise imza yetkileri dışında bir etkinliklerinin olmaması, alt kadrosundaki tekniker ve işçilerden daha düşük ücret alması gibi birçok sorun dile getiriliyor.

Her alanın akıl süzgecinden geçirilmesi gerekiyor

Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nedret Durukan’ın şu cümlesi olayı özetliyor aslında: “İnsan öncelikli değil kâr ve üretim öncelikli bir sistem ve zihniyetle yapılan üretimde insanın değeri yokken mühendisin de değeri olması beklenemez.” Durukan’ın çözüm için mantıklı bir önerisi var; “Sistemin gözden geçirilmesi, eğitimden iş, yerlerine, üretim ilişkilerine ve üretim yöntemlerine, denetimlere kadar her alanın akıl süzgecinden geçirilmesi gerekiyor.”

Mühendis suçlu ilan edilerek yükümlülükten kurtulunuyor

Durukan, meslektaşlarının yaşadığı sorunları tarif ederken bir mağduriyeti dile getiriyor: “Madencilik sektörü emekçileri en riskli, en acımasız ve sağlıksız koşullarda işlerini yapmaya çalışıyor. Her iş cinayetinden sonra ilk gözaltına alınan tutuklanan gene meslektaşlarımız oluyor. Yaptırım uygulayamadıkları işyerlerinin sorumluluğunu taşımaktalar, genellikle ocakta kaybettiğimiz mühendisler suçlu ilan edilerek yükümlülüklerden sıyrılmaya çalışılıyor. Taşeronlaştırmanın her alanda hızla yayılması ve artık kangren olması güvensiz ve güvencesiz iş yerleri ile meslektaşlarımızın da en büyük sorunu.”

    Durukan’a göre işveren ve astlarının gözünde mühendislerin eskisi kadar itibarının olmamasının ana nedeni işsizlik. Sektörün ihtiyacının çok üstünde maden mühendisi var. Bu sebeple mühendisler odanın belirlediği asgari ücret tarifesine bağlı çalışmakta direnemiyor. Çok daha düşük ücretlere çalışıyorlar. Bu konuda konuşamıyorlar da. Çünkü isimlerinin öne çıkması halinde işvereni ile sorunlar yaşıyorlar.

    Şirketler kağıt üzerinde her şeyi normal göstermek için türlü hileler yapıyor. Birini Durukan şöyle anlatıyor: “Örneğin düşük ücretlerle çalışan arkadaşlarımız bordroda tarifeye uygun görünmekte ancak maaşlarını bankadan aldıklarında bir kısmını işverene iade ediyor. Bu birçok alanda da ne yazık ki acı bir gerçek. Ya da mühendisi alırken teknik nezaretçi belgesi olsun, iş güvenliği uzmanı olsun, çevre görevlisi de olsun vs. vs. şeklinde işe alıp zorlamalarla birkaç sahaya birden hem nezaretçilik yaptırmakta, hem diğer işleri yaptırarak kendince tasarruf etmekte mühendisin emeğini hiçe saymaktadır. İtirazları halinde dışarıda bu işi yapacak işsizlerle tehdit edilmektedir. İşverenin iki dudağı arasında teknoloji ve bilimi hayata geçirmekle görevli bir mühendisin ne kadar sağlıklı çalışabileceği de ayrı bir konu.”

 

Gıda mühendisine katlanmak zorunda kalıyorlar!

Gıda Mühendisleri Odası İkinci Başkanı İsa Tahta’nın söyledikleri ise çok şaşırtıcı: “İşletmecilerin büyük bir kısmı gıda mühendislerini zorunlu katlanılması gereken bir meslek grubu olarak görüyor. Çünkü onların gözünde üretimde engeller, masraflar çıkaran gereksiz (!) bir meslek grubuyuz. Maddi olarak işletmeciye bağlıyken işletmeciye karşı yaptırım gücümüz olmamakta. Yapılan yanlışlıklara sesimizi çıkardığımızda ise işten çıkarılmayla karşılaşıyoruz. Tabiî ki işletmelerin tamamında durum böyle değil.”

 

Asgari ücretli mühendisler

Gıda mühendisliği aslında çok kritik bir meslek kolu. Direkt olarak insan hayatını ilgilendiriyor. Eşi memur olduğu için isminin kullanılmasını istemeyen, mesleki itibarının olmaması sebebiyle çalışmayı bırakan gıda mühendisi P.E. “Gıda sektöründe toplu ölümler yaşanmıyorsa Allah’ın bir lütfu”. Meşhur ve büyük bir oteller zincirinde gıda mühendisliğini yapan P.E.: “Depoya yanımda biri olmadan girmeye korkuyordum, kedi gibi büyük fareler var. Aşçılara kuralları uygulatamıyordum. Patron için o, önemli bir eleman, bense yasal olarak çalıştırmak zorunda olduğu gereksiz biri Bu durumda tabii ki personel gıda mühendisini kaale almaz. Mesela ellerini yıkamadan yemek yapmaması gerektiğini bile söylemezdim.” P.E. buradan ayrılıp bir sucuk firmasında çalışmaya başlamış. Orada da patronunun muamelesinden sesi titreyerek söz ediyor: “Ürün üzerinde yüzde yüz dana eti yazıyor ama biz soya katıyorduk. Müşteriyi niye kandırıyoruz, etik değil dediğimde beni dumur eden şu cevabı veriyordu: ‘İçinde dana eti dışında bir et var mı?’ Soya kattığımızı söylemiyoruz dediğimde ‘Buna dair men edici bir madde yok’ diyordu. Gıda firmaları mevzuattaki boşlukları çok iyi kullanır. Etik değil, insani değil dediğimizde, ‘Ekmeğine bak, yoksa ekmeğini düşünen bir sürü mühendis var’ diyordu. Verdiği ücret ise öyle komik ki.”

Bir başka gıda mühendisi Pınar Karalay da mesleğini bırakmış. Sebebi aynı. Diyor ki: “Her şey kağıt üzerinde kurallara uygun yapılıyor. Gıda mühendisi var mı; var. Eğitim yapıyor mu; evet. Denetimse harika! Aksi olmaz, çünkü piyasada o kadar çok işsiz gıda mühendisi var ki. Zaten 750 liraya mühendis çalıştırıyorlar, haberiniz var mı? İlkokul mezunu patron mühendislik okuyan insanı personeli karşısında öyle rencide ediyor ki inanamazsınız. İstediğiniz kadar yasa çıkarın, mevzuat getirin, güçlü bir denetim sistemi ve zihniyet değişimi olmadığı sürece bu böyle gider. Öyle çok üniversite açıldı ki bir sürü gıda mühendisi mezunu var, gıda teknikeri var. Elini sallasa ellisi. İnsan sağlığı, etik ve bilimsel gelişim düşünmeyen işverenler de onları sömürüyor işte.”

    Gıda Mühendisleri Odası İkinci Başkanı Tahta da bu sebeplerle resmi gıda denetimlerinin çok iyi yapılması gerektiğini söylüyor. Tahta, meslektaşlarının bu konuda yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Firma sahipleri ‘Bakanlıktan denetime geldiler, bir problem söylemediler, sen bunu nereden çıkartıyorsun’ laflarını çok duyuyor arkadaşlar. Bu noktada sürtüşmeler başlıyor. Sonrasında işini kaybetmeye kadar varan bir süreç işliyor.”

İşini kaybetme korkusuyla insanlar mesleğini yapamıyor

Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Beyza Metin’in dikkat çektiği detay da buydu. Çok sayıda üniversite açılıyor, üstelik birçoğunun mühendislik eğitimi yeterli değil. Metin, “İki tane hocayla üniversiteler açılıyor. Bence eğitim de enerji de planlı olmalı. İşsizliği ertelemek için art arda mühendis yetiştiriliyor. Türkiye’de bütün meslek disiplinleri güvensizleşiyor. Artık çalışma koşulları da çok kötü. Birçok mühendis mühendislik yapmıyor. Zaten işini kaybetme kaygısı ile birçok insan mesleğini doğru dürüst yapmıyor. Dolayısıyla iş güvencesi olmayan iş güvencesi uzmanlarından çok idealist davranmaları beklenemez.” diyor. Soma’da yaşananları hatırlatan Metin, “Haberlerde okuyoruz, işveren yasal olarak bulundurması gereken mühendis ve iş güvenliği uzmanını bulunduruyor kağıt üzerinde ama başka alanlarda istihdam ediyor. Bir mühendis havalandırmada çalışıyormuş mesela. Denetimler mühendis veya işsağlığı uzmanının vicdanına bırakılamayacak kadar mühim. Görüldüğü gibi 301 can kaybına mal oluyor.” şeklinde konuşuyor.

Naylon şirketler bunlar naylon işler, maksat iş görülsün!

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Ali Hacıalioğlu tam da bu konuyla ilgili önemli şeyler söylüyor: “Naylon görevlendirmeler var. Gerçekte olmayan ama hukuken var gözüken... Şu an yapı denetim şirketlerinin büyük çoğunluğu naylon şirketlerdir. Mühendislik ve mimarlık alanının özellikle kontrol aşamasında yani projeye uygun inşaatı denetleyen birinci dereceden sorumlu tanımlanmış yasayla kurulmuş şirketler var. Ama inşaatta görevli hiç kimseyi o şirkette göremezsiniz. Kağıt üzerinde gözükür. Bunu yasayı uygulayıcı bakanlık da biliyor. Ama o mesleki etkinlik alanı zayıflatılıp siyasi kararların o alanda hakim olmasını sağlıyorlar.” Hacıalioğlu’na göre artık meslek adamları mesleğinin gerekliliğini değil teknikerliğini yapıyor. Patronun, müteahhidin, projesinin çizimini yapıyor. Bir devlet kurumuna aile dostu siyasetçinin referansıyla işe giren mimarın sözleşmesini imzalarken kendisine söylenen sözler, Hacıalioğlu’nun anlattıklarını anlamlı kılıyor: “Eğer yukarıdan gelen her şeyi imzalayacaksan bu imzayı at. Yoksa bizi boşuna oyalama. Başka çok insan var.” Kamu çalışanı olduğu için ismini veremeyen bu mimar, “Gelen her dosyayı imzalıyoruz, ama neyi imzaladığımızı bilmiyoruz.” diyor.

Atatürk Orman Çiftliği mimarı onur kuruluna sevk edildi

Mimarlar Odası’na serbest çalışan her mimarın kayıtlı olması gerekiyor. Ve Hacıalioğlu’nun aktardığına göre onlarca mimar var onur kuruluna sevk edilmiş. Mesleki formasyonunu ihlal edecek projelere imza attığı için. Onur kuruluna en son sevk edilen mimar, tartışmalı Atatürk Orman Çiftliği projesini hazırlamış. Görülen o ki mevzu sadece daha çok üniversite açıp, daha çok mühendis, mimar yetiştirmek veya onların ucuz işgücü olarak istihdamını sağlayıp istatistik verileri düzeltmek değil yani...

Mühendis az diye teknik öğretmenler de mühendis oluyor!

Maden Mühendisleri Odası’ndan geçen yıl yapılan açıklamaya göre işsizlik oranı yüzde 35 civarında. İşsiz bir sürü maden mühendisi varken yeni maden mühendisliği bölümleri açılıyor. İkinci eğitimlerle birlikte 28 maden mühendisliği bölümü var ve yaklaşık her yıl bin civarında mezun veriliyor. Mezun olanların iş bulabilme imkanları her geçen gün azalıyor. Fazla maden mühendisi bulunması işverenlerin daha düşük ücretlerle, iş güvencesinden yoksun olarak çalıştırmasına sebep oluyor. Aynı şey tüm mühendislik dalları için de geçerli. Piyasada o kadar çok işsiz gıda mühendisi var ki çoğu gıda mühendisi asgari ücretle çalışıyor. Durum buyken geçen sene enteresan bir uygulama yürürlüğe girdi. YÖK’ün teknik öğretmenlere mühendislik unvanı verilmesini sağlayacak mühendislik tamamlama programı var artık. Dünyada ise özellikle maden mühendisliği bölümlerinin sayısı azaltılıyor.


KAYNAK : http://www.zaman.com.tr/pazar_diplomasi-itibarinin-onunde_2224411.html
65  Haberler / Madencilik Haberleri / Soma'daki faciaya, aşırı üretim isteği davetiye çıkardı : Mayıs 15, 2014, 09:06:54 ÖS





'Soma'daki faciaya, aşırı üretim isteği davetiye çıkardı'
GündemHarun Şahnacı - Güventürk Görgülü,   14.05.2014 16:55



Fotoğraf: Ahmet Şık
Soma Kömür İşletmeleri'ndeki kazada saat 18.00 itibarıyla 238 olarak duyurulan ölü sayısının 400'ün üzerinde olduğu iddia ediliyor. ...


Soma Kömür İşletmeleri'nde emniyet sınıfı mühendis olarak çalışan Maden Y. Mühendisi Mehmet Utkan, madendeki ihmal zincirini HaberVs'ye anlattı

Mehmet Utkan (25) maden yüksek mühendisi. Soma Holding’in işlettiği madende bir yıla yakın süredir “yeraltı mühendisi” olarak çalışıyor. Esas çalışma konusu ise emniyet. Olay sırasında izinli olduğu için İstanbul’da bulunuyordu ve haberi alır almaz tekrar Soma’ya döndü. Utkan, öğle saatlerine kadar kendilerine  bildirilen ölü sayısının 400'ün üzerinde olduğunu söylüyor.

HaberVs olarak olayın yaşandığı madendeki işletme ve çalışma koşullarını öğrenmek için kendisine ulaştığımızda hiç tereddüt etmeden konuşmayı kabul etti. Soma’da binin üzerinde çocuğun iki saat içinde yetim kaldığını söyleyen Utkan, ölen dostları için gerçeğin peşini bırakmayacağını, olayın açıklığa kavuşması için tüm bilimsel verileri ortaya koyacağını söylüyor. Bundan sonra kendisi için madenciliğin bittiğini söyleyen Utkan, üretim için güvenlikten vazgeçilmesi nedeniyle faciaya davetiye çıkartıldığını düşünüyor. Utkan’ın anlattıkları, üretim ve maliyet düşürme adına insan güvenliğinin nasıl gözardı edildiğini ve bunun sonuçlarının nereye kadar uzanabileceğini gösteriyor…

Maden sahasındaki yangının elektrik panosu nedeniyle çıktığı doğru mu? Bir başka söylentiye göre yangına fazla oksijen neden olmuş.
Bazı şeyler birbirini tetikler. Oksijen de tetikler ama olayın temelinde, kullanılan bozuk malzeme, kullanılan eski malzeme, yanmaya dayanıklı kabloların kullanılmaması  yatıyor. Bu nedenle  çıkan alevin kömürü yakması durumu oluşmuş. Bu yanma da ısıyı artırdığı için gelen oksijenle birlikte kömür kendi içinde yanıyor ve karbonmonoksit çıkıyor. Karbon monoksit seviyeleri ortalama 600-700 ppm (milyonda bir birim) kimi yerlerde 1200 ppm’lik seviyeye ulaşmış. Tabii öldürür bu seviye. Arkadaşların da çoğu zaten bu nedenle boğularak ölmüşler.  Zehirlenme demek daha doğru tabii. Karbon monoksit zehirlenmesi çoğunluk. Belki yüzde 99 bundan ölüyor ama yanan birkaç kişi olduğunu da duydum. Şu ana kadar duyduklarımı paylaşıyorum sizinle.

"Yangın panodan veya kömür tutuşmasından" 

Buradaki ihmal tam olarak neden kaynaklanıyor?


Buradaki ihmal şu; sürekli üretim odaklı düşünüyorsunuz, elektrik makineleriyle çalışan bir sistem var kontrolünüzde, sürekli bunları kullanmaya sevk ediyorsunuz, havalandırma çalışacak bant çalışacak tabii bunun yarattığı bir elektrik yükü var, bunun sonucunda oluşan bir ark var. Bunların hepsi mantığın yanlışlığından kaynaklanıyor. Maden mühendisleri iki çeşit vazife ile çalışırlar. Biri emniyetçidir diğeri üretimcidir.  Üretimciler mekanize yarı mekanize çalışır, emniyetçiler ise ocağın her yerinde genelgeye göre gerektiğinde, aksi bir durum gördüğünde  üretimi durdurabilir ama o bizde yok. Emniyet sınırlarının dışına çıkıldığında da çok fazla durduramıyorsunuz üretimi. Öngörülerimiz de çok işe yaramıyor. “Bu olur”dediğimiz zaman çok itibar edilmiyor. Sonuçta böyle bir olay yaşanıyor çünkü bunun olacağı söylenmiş. 

Elektrik panosu fazla çalışmadan yüklenmeden dolayı mı alev alıyor?
Olayı doğrudan görmediğimiz için ihtimaller üzerinde durabiliriz. İki ihtimal var birincisi çok yüklenmeden dolayı kabloların erimesi ve birbiriyle temas etmesi sonucu ark oluşmuş olabilir ya da kömürün dışarıdan yanması ki bu da yüksek bir ihtimal -çünkü monoksit seviyeleri yüksek- kömürün yanmasıyla kabloları eritmesi ve ark olayıyla alevlenme yaratması. Her durumda olay kablolarda ve kablolarda kullanılan malzemelerde bitiyor.

"Müfettişler rüşvet alıyor"

Siz emniyet sınıfında çalışıyorsunuz madende. Sözünü ettiğiniz emniyet sınırları aşıldığında prosedür nedir, ne yapılır?
Evet ben emniyet sınıfındayım.  Anormal bir durum ortaya çıktığında üretim direkt olarak durdurulur ve insanlar tahliye edilir. Yapılması gereken budur.  Biliyorsunuz  Türkiye’de mevzuat,  önleyici olmaktan çok kılıfına uydurup kapatmaya yönelik olduğu için bizde de emniyetçiler raporları sunarlar, hem emniyetten hem üretimden sorumlu olan işletme müdürü karar verir. Esas olarak emniyet kurallarını belirleyen iş güvenliği uzmanları da şirketten maaş aldığı için, böyle bir sonuçla karşılaşıldı. Denetimler çok düşük. Buraya gelen Çalışma Bakanlığı müfettişleri rüşvet alıyorlar. Bunu gözüyle gören bir sürü insan var. Şimdi bunlar yaşandıktan sonra acaba kaç tane müfettiş hakkıyla gelecek aşağıya inecek, parçalar alacak bakacak inceleyecek, test edecek, malzemelere bakacak, bu kablo kullanılır mı kullanılmaz mı, aşağıdaki üretim değerlerine bakacak, makinelere bakacak, bu makinelerle bu üretim sınırı aşılmış mı aşılmamış mı hepsine bakacak.  Ben de bakacağım müfettişler hakkaniyetle yapacaklar mı işlerini göreceğim. Yaptıklarına da inanmıyorum çünkü buraya neyin ne olduğunu görebilen insanlar, tecrübeli insanlar diye gönderiliyor buraya müfettişler. Rüşvet yemekte tecrübeli olduklarını görüyoruz tabii…

"Habersiz yapılması gereken teftiş, davetle yapılıyor"

Siz bunları söylerken çekinmiyor musunuz?
Şu saatten sonra benim için madencilik defteri kapandı. Ben burada en yakın arkadaşlarımı dostlarımı kaybettim kalkıp da buranın patronundan mı korkacağım, müdüründen mi korkacağım soma polisdevletten mi? Şu saatten sonra kimseden icazet almam ben burada benim canım yanmış. Beni burada korumakla yükümlü olan devlet çalışmamış ben kimden korkacağım.

Bakanlık denetimleri ne kadarda bir oluyor rutin olarak?
Bakanlık denetimleri altı ayda üç ayda bir olur. Genel teftiş var, buraya geliyorlar atölyeye bakıyorlar, aşağıya iniyorlar. Üç ayda bir de, gelen arkadaşların altındaki arkadaşlar gelip aşağıda işler gerçekten istendiği gibi gidiyor mu gitmiyor mu diye bakarlar.  Tabii aşağıya iniyorlar, iki tane ayağı geziyorlar ondan sonra yukarıdalar.
Bunun dışında bir de şunu söyleyeceğim; teftiş dediğiniz şey habersiz yapılır. Buraya müfettiş gelmeden bir hafta önce, ben adamın nerede kalacağını biliyorum. Teftiş dediğiniz baskın gibi yapılması gereken bir şeydir. Burada davetiye görderilerek yapılıyor. İşler bu şekilde yürüdüğü için sorun büyük.

"400'ün üzerinde ölüm var"

İçeride kaç kişi olduğu nasıl bilinmiyor? Orası kaç kişilik?
Şu anda Lambahane’de aldıkları kayıtlar 450 diyor ama tam rakamı yansıttığını düşünmüyorum. Madencilikte, yeraltına inmek için lambanızı aldığınız zaman kartlarınızı bırakırsınız. Kartınıza göre yevmiyeniz yazılır. Yani yevmiyeniz o gün lamba alıp almadığınıza bağlı. Kimi arkadaşlar lambaları kendileri koymuyor, başkasına koydurduyor filan o yüzden tam rakamı bilmek zor. Ama 450 kişinin üstünde olduğunu biliyoruz. Şu ana kadar teyit edilenler bize ulaşan sayı 400’ün üstünde. Öyle bir sayıdan bahsediliyor.

Madene 15 yaşında çocukların bulunduğundan söz edildi. Küçk yaşta işçi çalıştırma gibi bir uygulama var mı? Böyle bir şey gördünüz mü?
Yok hayır öyle bir şey yok. O kadar da değil, onu abartmışlar. O artık dezenformasyon. Yani benim yetişme tarzıma göre biri hata yapmışsa söylerim ama olmayan bir şeyle de tutup kimseyi yaftalamam. Ben burada çalışan adamlarımı biliyorum, 15 yaşında kimse yok.

"Taşeron galeride kömür bırakıyor"

Çalışma sistemi nasıl? çalışanların yüzde kaçı taşeron, ne kadarı sigortalı?
Ben rakamlara çok vakıf değilim ama esas mesele burada çalışanların yüzde kaçının taşeron olduğu değil, burada taşeronun işin yüzde kaçını yönettiğidir. Taşeron burada mühendisten çok işi yönetiyor. Kömürün  kendiliğinden yanma özelliği vardır. Buradaki Soma kömürü de yapısı gereği kendiliğinden yanmaya çok müsait.  Buradaki taşeron sistemi tonaj bazında, üretim bazında prim alınan bir sistem değil. Taşeronluk, ilerlemeye göre, yani kaç metre kazılmışsa ona göre prim alınan bir sistem. Çoğu taşeronlar da -ben de buna şahit oluyorum- arkada kömür bırakıyorlar.  Yani bir daha kazılmayacak bölgede, havanın geçeceği bölgede kömür bırakıyorlar. O bırakılan kömür de kendiliğinden yanıyor. Daha sonrasında da karbonmonoksit  yükseliyor.  Burada da bizim talimatlarımıza uyulmadığını, özellikle de taşeronların çok uymadığını görüyoruz. Şirketin kendi çalışanları doğrudan bize bağlı oldukları için söylediklerimize uymama gibi bir şansları yok tabii ama taşeron ve taşeronun getirdiği çalışanlar bizim talimatlarımızı pek dinlemiyorlar. Akşam ocağı gezdiğimizde söylediklerimizin yerine getirilmediğini görüyoruz. Yani teknik hata nedeniyle değil, onların kendi cüzdan hesabı nedeniyle yerine getirilediğini görüyoruz. 

Yani aşağıda sizinle taşeronlar arasında bir anlaşmazlık var her zaman…
Tabii, bu her zaman görülür zaten. İdare, bunun üst yönetime çok fazla yansımasını istemez. İdare durumu idare eder zaten. Önlerine bir şablon konur, onlar içini doldurur ve idare ederler. Burada da bu yapılıyor. Yani can odaklı düşünülen bir yer değil. Dediğim gibi taşeronun prim sistemi buna neden oluyor çoğu zaman. Biz arkada kömür bırakmamaya dikkat ediyoruz. Onlar ise günlük ilerleme miktarlarına bakıyorlar. Günlük ilerlemenin fazla olması için diyelim ki bir metrelik bir taban derinliği kazıyorlar. Ayak içine giden yollarda taban kabarmasını engellemek için “taban alma” dediğimiz, ayağımızın altındaki kömürü kazma işini yaparız. İşte bu kazılırken, taşeronlar genelde kömürün kaç ton kazıldığına veya ne kadar alanın genişletildiğine bakmazlar. Bir 20 santimlik tabaka kazarlar ilerlerler; “10 metre kazdım” derler, arkada kömür bırakırlar. Yani üretimden çok ilerleme hesabıyla çalıştıkları için burada yanma çok oluyor, sorun bu.

Ölen madencilerin içinde taşeron işçiler de vardı değil mi? soma 3
Tabii var. Bunun oranı da önemli değil. Burada çalışan taşeronun da mavi kimliği var aşağıdaki işçinin de mavi kimliği var. Bu adamların bir kabahati yok. Ben yukarıdaki patroncuklara çatıyorum. Onu ona iten onlar. Birinin önüne seçenek koyarsınız, insanlar ona yöneldiler diye, daha kötü bir durumdan daha iyi bir ekonomik duruma yöneldiler diye suçlamak doğru değil. Ona sebep olan, o denklemi kuran, o senaryoyu onun önüne koyanlar kimler ona bakmak lazım. Burada taşeron suçlu değil, taşeronluk sistemi suçludur. Bu sistemi işletenler suçludur. “Seçimler için patronlardan para alayım, ben de onlar için taşeronluğu kolaylaştırayım” diyenler suçludur burada. “Onlar için saha vereyim” diyenler suçludur. Kalkıyorsun Haziran’da genelge çıkartıyorsun maden sahalarını düşük bedellerle veriyorsun. Alanlar kim? Ruhsat çıkanlar hep iyi geçindikleri, kendi adamları, akrabaları, rüşvet verdikleri, rüşvet aldıkları insanlar. Böyle rezil bir düzenin içindeyiz. Patronu bile artık suçlamıyorum. Burada devlet adamı olduğunu iddia eden, devlet ciddiyeti içinde insana vicdanla yakşlaştığını iddia eden sahtekar siyasetçileri suçluyorum. Onlar yalan söylemeyi bırakıp vicdanlı olsalar her şey çözülür. Bunun için adam yetiştinmek gerekir adam da yetiştiremiyoruz artık, o kültürü de kaybettik, ektiğimizi biçiyoruz aslında. 

"İlk 2 saatte madendeki karbonmonoksit miktarı yükseldi"

Aşağıda kalanların kurtulma şansı var mı?
Şu anda havalandırmayı parça parça yönlendirerek kurtarmaya çalışıyorlar çünkü içeride halen yangın sürüyor. İçerideki monoksiti hava kapıları kurarak başka yere yönlendiriyorsunuz  zaten içeride artık cenaze çıkarma çalışması yapıldığı için bu yöntem kullanılıyor.

Yani hiç umut yok öyle mi?
Maalesef yüzde 90 teyit edilmiş durumda. Çünkü içeriden, bütün alanlardan kurtarılanlar var, o arkadaşların söylediği, diğer arkadaşların kurtarılamadığı. Çünkü havanın yönü değiştirildiği sırada, o iki saatlik süre içinde karbonmonoksit oranı çok yükselmiş. Bundan dolayı arkadaşların kurtulma ihtimali çok çok düşük.

Bundan sonra ne yapacaksınız?
Ben bu adamları rahat  bırakmayacağım çünkü onlar benim canımı yaktılar. Rahat bırakmayacağımdan kastım tabii yasa dışı bir şey yapacak değilim. Konuşacağım, bilimsel bir deklarasyon da hazırlayacağım. Monoksit ölçümlerini, metan ölçümlerini koyacağım bunu üretim artışıyla ilişkilendireceğim -ki son iki ayda üretim çok ciddi ölçüde arttırıldı. Bunda bir hata olduğunu göstereceğim ve gerekli bütün yolları da aşacağım. Çünkü burada benim arkadaşlarım dışında bir sürü kardeşim öldü. Hepsi de karın tokluğuna çalışan insanlar saati beş lira! Ben bunlar için mücadele edeceğim.

Son dönemde üretim çok mu artırıldı?
Üretime çok önem verildi. Üretime çok önem verirseniz göreceli olarak emniyete verdiğniz önem de düşer. Üretime ağırlık verdiğiniz zaman zaten sorunlar başlıyor. Başa çıkılabilecek kapasiteyi de aşmıştı o gelen sorunlar. Bu aşamadan sonra artık kazalar meydana geliyor. Üretimle ilgili bir kapasite belirlenmiş, performans tutturulmuş, bunun üzerine bir şeyler koyduğunuzda  artık emniyete ağırlık vermek zorundasınız o da yapılmamış ve bu yaşandı.


haberin Kaynağı :  http://www.habervesaire.com/news/somadaki-faciaya-asiri-uretim-istegi-davetiye-cikardi-2709.html
66  Haberler / Madencilik Haberleri / Soma da Maden Kazası - Yangından dolayı yüzlerce işçi hayatını kaybetti : Mayıs 15, 2014, 08:26:10 ÖS
Yangından dolayı yüzlerce işçi hayatını kaybetti







İşte haberler:


http://www.cnnturk.com/video/turkiye/soma-maden-ocaginin-haritasi


http://www.sabah.com.tr/webtv/yasam/demirleri-isirarak-hayatta-kaldik


0http://www.madencilik-turkiye.com/haberler/haberdetay/869


http://www.haber1.com/liderler-turkiyenin-yasini-paylasiyor.html
67  Medya / Madencilik Videoları ve Animasyonları / UŞAK KIŞLADAĞ ALTIN MADENİ - TÜPRAG - ELDORADO GOLD : Mart 22, 2014, 07:50:36 ÖS
UŞAK KIŞLADAĞ ALTIN MADENİ - TÜPRAG - ELDORADO GOLD
TANITIM FİLMİ

https://www.youtube.com/watch?v=9lXVGWJcs40&feature=youtu.be
68  YENİ NESİL MADEN MÜHENDİSLERİ TARTIŞMA PLATFORMU / Açık Ocak İşletme Yöntemi / Ynt: 4.grup madenler : Mart 22, 2014, 05:34:39 ÖS
Harç ve Teminat listesi :

http://www.migem.gov.tr/links/duyurular/Mali%20konular/harc_teminat.pdf


Arama faaliyetleri için TC Vatandaşı olmak yeterlidir.
69  Kütüphane / Maden Mühendisliği Ders Notları / Ynt: Ders Notu İstekleri : Şubat 02, 2014, 09:47:20 ÖÖ
petroragfi dersi ile ilgili || Silis bazlı sınıflama ve taneli strüktür hakkında bılgısi notu olan varsa paylaşırsa sevınırım || şimdiden teşekkurler , Allah razı olsun.

mineraloji ve petrografi dersi notları içerisinde bulunması lazım.
70  Kütüphane / Maden Mühendisliği Ders Notları / Ynt: Ders Notu İstekleri : Şubat 02, 2014, 09:46:32 ÖÖ
selçuk üni mukavvemet notu lazım çok acil hatta sadece birim kare üzerindeki çatlak bile olur
MUKAVEMET DİYE BİR BÖLÜM VE DERS NOTU VAR ZATEN
71  MADENLERDE İŞ GÜVENLİĞİ VE İŞÇİ SAĞLIĞI / Sektörden Güncel Gelişmeler / Ynt: Madenlerde Toz ve Gürültü : Şubat 02, 2014, 09:44:15 ÖÖ
SALT OKUNUR OLARAK AÇABİLİRSİNİZ.
72  Haberler / Madencilik Haberleri / Katı yakıtlar içinde en çok linyit üretildi : Ocak 17, 2014, 07:23:46 ÖS




Türkiye’de 2013 yılı üçüncü çeyreğinde satılabilir; 474 bin 542 ton taşkömürü, 13 milyon 295 bin 171 ton linyit ve 1 milyon 57 bin 263 ton taşkömürü koku üretildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılı Temmuz-Eylül aylarını kapsayan döneme ilişkin ‘katı yakıtlar’ verilerini paylaştı. Yakıt amaçlı kullanılan katı yakıtların (kömür ve kömür ürünleri; taşkömürü, linyit, asfaltit, kok, briket vb.) ulusal ve uluslararası bilgi ihtiyacının karşılanması amacı ile gerçekleştirilen çalışmada sağlanan bilgilere göre, 3. çeyrekte en fazla üretim ve teslimat linyitte gerçekleşti.

Cihan'ın haberine göre; Katı yakıtların 2013 yılı üçüncü çeyreğinde toplam satılabilir üretim miktarlarına bakıldığında; taşkömürünün 474 bin 542 ton, linyitin 13 milyon 295 bin 171 ton ve taşkömürü kokunun 1 milyon 57 bin 263 ton, teslimat miktarlarına bakıldığında ise taşkömürünün 7 milyon 523 bin 324 ton, linyitin 13 milyon 161 bin 285 ton ve taşkömürü kokunun 988 bin 954 ton olarak gerçekleştiği görüldü. Üretilen katı yakıtların teslimatları karşılama oranı yüzde 6,3 ile en düşük taşkömüründe gerçekleşti. Bu oran linyitte yüzde 101 iken taşkömürü kokunda yüzde 106,9 olarak hesaplandı. Katı yakıtların teslimat yerlerine göre dağılımı incelendiğinde; taşkömürü teslimatının yüzde 39,5’i termik santrallere, yüzde 20,5’i kok tesislerine, yüzde 9,4’ü demir-çelik haricindeki sanayiye, linyit teslimatının yüzde 86,8’i termik santrallere, yüzde 7,4’ü demir-çelik haricindeki sanayiye yapıldı. Taşkömürü kokunun ise yüzde 95,9’u demir-çelik sanayine sevk edildi. Diğer; konut, hizmet vb. sektörlere yapılan teslimatlar ile girişimin büro, lojman vb. alanlarını ısıtmak için kullandığı iç tüketimleri içeriyor.

Kaynak : Maden ve Ocak
73  MADEN MÜHENDİSLİĞİ - KARİYER REHBERİ / MADEN MÜHENDİSİ İŞ İLANLARI VE FİRMALAR HAKKINDAKİ BİLGİLER / Ynt: Şirketler Hakkında Bilgilendirme - İş İlanları : Ocak 12, 2014, 06:25:07 ÖS
Ustaoğlu Madencilik - Hatay Antakya
Şikayet : Şirketin verdiği sözlerde durmaması ve para vermemesi.
74  MADEN MÜHENDİSLİĞİ - KARİYER REHBERİ / MADEN MÜHENDİSİ İŞ İLANLARI VE FİRMALAR HAKKINDAKİ BİLGİLER / Ynt: Şirketler Hakkında Bilgilendirme - İş İlanları : Ocak 12, 2014, 11:30:58 ÖÖ
Habur İnşaat - Kütahya
Şikayet : Maaşların 1 ay geç yatırılması
75  Haberler / Madencilik Haberleri / Altın Madenciliği ve Geleceği : Aralık 09, 2013, 06:59:03 ÖS



Altın fiyatlarındaki düşüş, altın madenlerini kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Dünyada altın başta olmak üzere bakır, kurşun, çinko ve gümüş arama faaliyetleri son bir yılda yaklaşık yüzde 50 azaldı.

Gelecek dönemde altın fiyatlarının artmaması halinde altın madenciliğinin büyük problemler yaşayacağı belirtiliyor.

Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Akdur, 2013 Kasım sonu itibariyle Türkiye'nin 271 ton altın ithal ettiğini belirterek, yıl sonu altın ithalatı faturasının yaklaşık 12 milyar dolar olacağının tahmin edildiğini söyledi.

Geçen yıl Türkiye'de madenlerden 29,5 ton altın üretildiğini anımsatan Akdur, 2013 yılı altın üretiminin 33 ton olmasını beklediklerini belirtti.

Son dönemde altın fiyatlarının düşmesi ve maliyetlerin artmasının altın madenciliğine olan ilgiyi azalttığını anlatan Akdur, altın fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Avustralya, Kanada, Afrika ve ABD'de bazı altın madenlerinin kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını kaydetti.

Dünyada altın başta olmak üzere bakır, kurşun, çinko ve gümüş aramalarında son bir yılda yaklaşık yüzde 50 azalma yaşandığını ifade eden Akdur, buna son dönemde maden fonlarında yüzde 56, maden aramalarında yüzde 55, yeni altın rezervlerinde ise yüzde 45 oranında azalmanın neden olduğunu vurguladı.

Gelecek dönemde altın fiyatlarının artmaması halinde altın madenciliğinin büyük problemler yaşayacağını ifade eden Akdur, şöyle konuştu:

"Türkiye'de de bazı projeler, fiyatların düşmesi nedeniyle ekonomik olmadığı için askıya alındı. Yatırımcıların da ilgisi azaldı. Fiyatlardaki düşüş
nedeniyle son 20 aydır altın madeni aramaları için harcanan fonlarda önemli azalmalar yaşandı. Yeni arama bütçelerinde önemli düşüşler yaşanırken daha önce yatırım yapılabilir konumdaki bir çok proje de askıya alındı. Bunun da nedeni, fiyatlar yüksek iken 1 ton kayada bir gram altın olan kaynaklar ekonomik olarak işletilebilirken, fiyatların düşüşe geçmesiyle birlikte artık bunun ekonomik olarak mümkün olmamasından kaynaklanmaktadır. Fiyat düşüşü aynı zamanda dünyada borsaya kayıtlı bazı altın şirketlerinin hisse senetlerinin değerlerinin düşmesine de yol açtı."

Dünyada bir ons (31,1 gram) altının maliyetinin ortalama 1.250 dolara kadar yükseldiğini ifade eden Akdur, "Bu nedenle bazı madenler spot piyasadaki altın fiyatlarının altında üretimlerini sürdürürken bazılarının maliyeti altın fiyatlarının üstüne çıkmış durumda. Otoritelere göre 1 ons altının maliyeti 1300 dolara çıkarsa bu altın için sürdürülebilir bir fiyat olamaz" diye konuştu.

Türkiye'de 136 ton altın çıkarıldı

Türkiye'de 2001 yılında başlayan altın üretimi, her geçen yıl artıyor. 2001 yılında 1,4 ton ile başlayan altın üretimi, 2006'da 8 ton, 2008'de 11 ton, 2009'da 14,5 ton, 2012 yılında ise 29,5 tona yükseldi. Böylece altın madenciliğinin başladığı 2001 yılından 2012 yılı sonuna kadar Türkiye'de üretilen altın miktarı 136 tonu geçti.


kaynak : hurriyet.com
Sayfa: 1 2 3 4 [5] 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 ... 81